Mardin’in bir köyünde yaşayan Öncü ailesi, tıp dünyasında nadir görülen ve tedavisi oldukça maliyetli olan bir dramla karşı karşıya. Dört erkek çocuğunun dördü de kas hastası olarak dünyaya gelen aile, geçtiğimiz yıl bir evlatlarını kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyor. Şimdi ise hayatta kalan 25, 22 ve 19 yaşlarındaki üç engelli evlatlarını ayağa kaldırabilmek için zamana ve imkansızlıklara karşı yarışıyorlar.

Thank you for reading this post, don't forget to subscribe!

“Paramız varsa doktorumuz var, paramız yoksa çocuğumuz ölüp gidecek.” Mardin’de kas hastası üç evladıyla yaşam mücadelesi veren Orhan ve Abide Öncü çifti, bir evlatlarını toprağa vermenin acısını yaşarken, hayatta kalan diğer üç çocuklarını yaşatabilmek için vicdan sahibi herkese seslendi.  

Baba Orhan Öncü: “Çocuklarımı Ayağa Kaldırmak İstiyorum”

Çocuklarının bakımı nedeniyle çalışamayan baba Orhan Öncü,

“Dört erkek çocuğum vardı, dördü de engelliydi. Birini kaybettik, üç evladım hayatta kaldı. Bu ameliyatlar ve masraflar için gereken parayı bulamıyorum, kimse bu parayı bana vermiyor. Çocuğumu ayağa kaldırmayı o kadar çok istiyorum ki… Çocuğumun bir ayağından ameliyatı yapıldı ancak diğer ayağı kaldı. Hiç paramız yok, parayı nereden getireyim? Yalan söylemeyeyim, çalışamıyorum. Aylardır çocuklarla beraber hastanelerde yaşıyoruz. Bursa’ya, Elazığ’a, Diyarbakır Tıp Fakültesine, Adana Balcalı Hastanesine gittik. Hepsi masraflıydı, kimseden bir kuruş destek görmedik; borç harç gittik, parasız geri döndük.” dedi.

Gittiğimiz devlet hastanelerinde ‘Türkiye’de bu hastalığın tedavisi yok’ dediler. Çocuklarımız kas hastası ve engelli olduğu için doktorlar ameliyat riskine girmek istemiyor. Ancak Medicana Hastanesinde çalışan, hem Türkiye’de hem de Amerika’da görev yapan bir doktor ameliyatı yapabileceğini söyledi. ‘Paranız varsa bu çocuğu ayağa kaldırırım ama paranız yoksa benim suçum ne?’ dedi. Ameliyatta kullanılacak cihazların ve ekipmanların çok pahalı olduğunu anlattı. Bizi başka doktorlara yönlendirdiler ama o doktorlar riske girip bu ameliyatı yapmıyorlar. Mecburen ameliyatı yapabilecek o özel doktora gitmemiz gerekiyor ancak bizim de bu masrafı karşılayacak gücümüz yok.

El birliğiyle bu çocuğu ayağa kaldırması geerktiğini belirten baba, “Çok zor bir durum, Allah kimsenin başına vermesin. 20-25 yaşlarında üç engelli erkek çocuğa evde, yatarak bakmak gerçekten çok zor. Çocuklarımıza eşimle birlikte bakıyoruz, bu yüzden ben de çalışamıyorum. Ben işe girersem annesi tek başına onlara bakamaz. Sürekli Mardin’den Bursa’ya hastaneye gitmek zorunda kalıyoruz. Bazen aylarca evimize dönemiyoruz, bu şartlarda nasıl çalışabilirim? Mecburen o çocuklara hep birlikte bakmak zorundayız. Yetkililerden ve elinden gelen herkesten yardım bekliyorum. Vicdan sahibi tüm milletimizden, Kürt ve Türk kardeşlerimizden Allah rızası için bize yardımcı olmalarını rica ediyorum.” ifadeleini kullandı.

Anne Abide Öncü: “Bir Evladımı Daha Kaybetmek İstemiyorum”

Kendisi de beş kez ameliyat geçiren ve artık çocuklarına bakacak gücü kalmadığını belirten anne Abide Öncü ise hayırseverlere sesleniyor: “Çocuğumun bir ayağını borç alarak ameliyat ettirdik. Diğer ayağı kaldı ama paramız olmadığı için yaptıramıyoruz. Ben bir evladımı daha kaybetmek istemiyorum. Köyde yaşıyoruz ve maddi durumumuz hiç yok. Ameliyat için 1,5 milyon TL istiyorlar ama hiçbir şeyimiz yok. Lütfen bize yardım edin, destek olun.”

Yurt dışından gelmesi gereken ilaçları var, o ilaçları dahi alamıyorum. Hastaneye götürecek ne arabam ne de durumum var. Mardin merkezde hastaneye yakın bir evimiz olsaydı belki tedavilerini daha kolay yaptırabilirdim. Lütfen sizden rica ediyorum, bana yardım edin, destek olun. Çocuğumun ameliyatı için 1,5 milyon TL istiyorlar ama yapamıyorum, hiçbir şeyimiz yok. 

BİRİ ÖLDÜ, ÜÇÜ ÖLMESİN!” HER ŞEYİNİ SATAN BABANIN YÜREK YAKAN FERYADI: “CİĞERİMDİR, ONLAR OLMADAN NEFES ALAMAM”

Dört oğlundan birini pençesine düştüğü kas hastalığı nedeniyle kaybeden, geride kalan üç engelli evladını yaşatabilmek için ineğini, evini, mülkünü satan acılı baba, yetkililere ve hayırseverlere yalvardı: “Ben dilenci değilim, elime para istemiyorum. Yeter ki hastane masrafını karşılayın, çocuklarımı ayağa kaldırın.”

Mardin’de yaşayan ve hayatını kas hastalığı (distrofi türü) ile mücadele eden dört oğluna adayan bir baba, yaşadığı dramı gözyaşları içinde anlattı. Bir oğlunu toprağa veren, 20’li yaşlardaki diğer üç oğlunun da gözünün önünde erimesine dayanamayan çaresiz adam, Bursa’da bulduğu özel bir doktorun tedavi umuduna tutundu. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle tedavinin yarım kaldığını belirten baba, yetkililere seslendi.

“DÖRT EVLADIM VARDI, BİRİ TOPRAĞA GİRDİ”
Yaşadığı büyük acıyı ve çocuklarının durumunu anlatan baba, hastalığın genetik ve çok ağır seyrettiğini belirterek şunları söyledi:

“Sorunum ayan beyan ortadadır. Dört erkek evladım vardı, hepsi doğuştan engelli, hepsi felçli. Bir tanesi Diyarbakır’da vefat etti. Aynı hastalık, aynı engel onu aldı götürdü. Geriye üç çocuğum kaldı. Türkiye’deki devlet hastaneleri genelde ‘Bu hastalığın tedavisi, ilacı yok’ diyor. İlacımız yurt dışından geliyor, vatandaşlar destek veriyor ama yetmiyor.”

“DOKTOR ‘PARA VARSA AYAĞA KALDIRIRIM’ DEDİ”
Devlet hastanelerinde riskli bulunduğu için yapılmayan ameliyatların, Bursa’da özel bir doktor tarafından yapılabildiğini ifade eden acılı baba, yaşadığı ikilemi şu sözlerle dile getirdi:

“Bursa’da bir doktor bulduk. Doktorun bir ayağı Türkiye’de, bir ayağı Amerika’da. Bize dedi ki; ‘Bu çocukların doktoru benim. Eğer para varsa, imkan varsa ben bu üç çocuğu da ameliyat eder, ayağa kaldırırım.’ Ben de umutlandım, çok memnun oldum. Hatta bir çocuğumun bir ayağını ameliyat ettirdik ama para yetmedi, diğer ayağı öylece kaldı. Doktor, ‘Malzemeler pahalı, aletler yurt dışından geliyor, para yoksa benim suçum ne?’ diyor. Çocuğumun tedavisi yarıda kaldı.”

“İNEĞİMİ, MÜLKÜMÜ SATTIM, DİLENCİ DEĞİLİM”
Çocuklarının tedavisi için varını yoğunu sattığını, artık satacak bir şeyi kalmadığını belirten baba, kimseden nakit para istemediğini, sadece hastane masrafının ödenmesini talep etti:

“Ben bu çocuklar için iki ineğimi sattım, evimi mülkümü sattım. Hepsini hastane köşelerinde harcadım. Ama artık gücüm kalmadı. Ben dilenci değilim, kimseden elime para istemiyorum. ‘Parayı bana verin’ demiyorum. Ben o parayı ne yapayım? Ben o parayı mezara mı götüreceğim? Ben hastane masrafı ödensin istiyorum. O doktor ne kadar istiyorsa verilsin, yeter ki çocuklarım kurtulsun.”

“ONLAR BENİM CİĞERİMDİR, MAKİNE OLMADAN NEFES ALAMIYORLAR”
Çocuklarının bakıma muhtaç olduğunu ve eşiyle birlikte hayatlarını tamamen onlara adadıklarını vurgulayan baba, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Onlar benim ciğerimdir. O makineyi, o serumu takmasan nefes alamazlar. Ben gece gündüz başlarında nöbet tutuyorum. Aylarca hastane köşelerinde, sandalyelerde yatıp kalkıyoruz. Bursa’ya gidiyoruz, 3 ay gelmiyoruz. Adana’ya gidiyoruz, aylarca kalıyoruz. Ben çalışamıyorum, çalışırsam annesi tek başına üç tane yetişkin, yatalak adama nasıl baksın? Kaldıramıyor, gücü yetmiyor. Mecburen beraber bakıyoruz.”

“BEN ÖLÜRSEM ONLAR SOKAKTA ÖLÜR”
Gelecek kaygısı yaşadığını ve kendilerine bir şey olması durumunda çocuklarının ortada kalacağını belirten baba, devlet büyüklerinden destek beklediğini ifade etti:

“Tek isteğim bu çocukları ayağa kaldırmak. Yarın bir gün ben ölürsem, annesi ölürse bu üç engelliye kim bakacak? Sokaklarda kalıp ölecekler. Bu bize yakışmaz. Diyarbakır Tıp Fakültesi de destek olmamız gerektiğini söyledi. Ben devletimizden, milletimizden destek istiyorum. Bu çocukların vebali hepimizin boynunadır. El birliğiyle, merhametle bu çocuklara el uzatılmasını istiyorum.”

By Gülten editör

AlbirHaber ile yerel ve ulusal basında habersiz kalmayın. Doğru bilgiye ulaşmayı, tarafsız haberciliği ve topluma güvenilir haber sunmayı ilke edinmiş. Dijital medya alanında içerik üretimi, haber doğrulama ve yerel habercilik üzerine çalışmalar yürütmek yegâne amacımız.