Mazıdağı ilçesine bağlı kırsal Balpınar mahallesinde, mera alanlarına Güneş Enerjisi Santrali (GES) kurulmak istenmesine karşı çıkan köylülerin eylemli bekleyişi sürüyor. Proje kapsamında çalışma başlatmak üzere bölgeye getirilen iş makinelerinin geçişine izin vermeyen mahalle sakinleri, geçim kaynakları olan hayvancılığın bitme noktasına geleceğini vurgulayarak yetkililerden yardım talep etti.

Bölgede toplanarak duruma tepki gösteren mahalle sakinleri, arazilerinin büyük bir kısmının halihazırda maden ve demir yolu projelerine tahsis edildiğini, ellerinde kalan son meranın da alınması durumunda köyden göç etmek zorunda kalacaklarını ifade etti.

“BU TOPRAKLAR İÇİN KAN VERDİK, VAZGEÇMEYİZ”

Mahalle sakinlerinden Yusuf Denli, arazilerinin büyük bir kısmının zaten çeşitli projelere gittiğini belirterek, “”Bizim problemimiz çok aslında, sadece yapı meselesi değil. Eti Bakır, köyün şu tarafına zaten vurmuş; hepsi demir yolu, karşıya doğru düzgün geçemiyoruz.

Diğer tarafına hepsi maden vurmuş. Köyün üçte biri neredeyse maden sahası. Yani elimizde bir bu taraf kaldı. Burasını da alırlarsa köyün hayvancılığı kökten biter. Hayvanlar yılın beş altı ayı neredeyse sadece orada otluyor. Kaldı ki biz bu toprak için 98’lerde, 99’larda üç dört tane şehit verdik. Biz toprağımızı satmayacağız; biz kan verdik bu toprak için. Sadece parayla değil, başka bir yer verseler dahi gitmeyeceğiz. Her ne olursa olsun biz bu topraktan vazgeçmeyeceğiz. Biz bu toprak için şehit verdik. Şimdi gelmişler, projenin ismi GES’miş. Bizim istemediğimiz halde zorla alıyorlar bizden. ‘Devlet bize emir vermiş’ diyorlar; halbuki tam kesin böyle bir şey var mı o bile belli değil. Bize danışmadan, adam kendi kafasına koyup gidiyor; kabul etmiyoruz. Tek geçim kaynağımız hayvancılık. Köyün çoğu zaten hayvancılıkla geçiniyor. Orası da GES projesi olursa hayvancılık kökten biter, yani köyün geçim kaynağı bir nevi elinden gidiyor. Bu kadar. Biz kesinlikle istemiyoruz.” diyerek projeye kesinlikle karşı olduklarını aktardı.

“DEVLET GELSİN, KÖYÜN HEPSİNİ YIKSIN GİTSİN”

Bir diğer köy sakini Mehmet Can Ergin ise ellerinde kalan son arazinin köyün hazinesi olduğunu vurgulayarak duruma şu sözlerle isyan etti: “Önce bu Etibank köyümüzün toprağının yarısını almış. Diğer yarısını da demir yolu kesmiş. Kalan taraf ise köyün merası, köyün hazinesidir. Köyün hayvanları için bu tarafı hiç kimseye vermeyeceğiz. Parayla bile vermeyeceğiz. Yani hepsi bu kadardır. Bu köyde şu anda 15-20 sürü hayvan var. 300-400 büyükbaş hayvan var. Bu hayvanlar nerede otlayacak, geçimini nasıl yapacaklar? Bu toprak da elimizden gitse köyümüz göç etmek zorunda kalıyor. Bizim toprağımız elimizden gitse bizim burada ne işimiz kalıyor? Zaten toprak kalmamış. Kısacası devlet gelsin, kepçeleriyle köyün hepsini yıksın gitsin.” şeklinde konuştu.

“SİYASİLER ARKAMIZDA DURMUYOR, BİZİ TEHDİT EDİYORLAR”

Köyün en eski sakinlerinden Mahmut Denli, maden sahalarına daha önce izin verdiklerini ancak GES projesiyle birlikte hayvanlarını otlatacak yer kalmayacağını dile getirdi. Siyasilerin kendilerini yalnız bıraktığını savunan Denli, “Bu köyümüzün çoğu maden sahasıdır. Maden tamamdır; devlet maden çıkarıyor, biz ona izin verdik. Ama bu güneş enerjisi…

Toprağımız zaten azalmış, geriye çok az bir şey kalmış. Bu köyde çoğumuz geçimini hayvancılıkla sağlıyor. Bu kalan yer bizim hayvan meramızdır, az bir şey kalmıştır. Onlar da gelip ‘Biz buraya güneş enerjisi kuracağız’ diyorlar. Biz de diyoruz ki, ‘Burası hayvanımızın merasıdır. Bizim göç etmemiz mi lazım? Bunu yapmayın. Zaten burada maden sahası vardır, toprağımızın çoğunu maden elimizden almıştır, bunu yapmayın.’ Onlar ise üst üste asker getiriyorlar, müteahhit bizi tehdit ediyor. Mardin yöneticileri, il başkanı mıdır, milletvekili midir, kimse arkamızda durmuyor. Bunlar da zorla gelip bizi tehdit ediyor, ‘İlla ki gelip buraya güneş enerjisi kuracağız’ diyorlar. Biz de mecbur ve zor durumda kalıyoruz. Geçimimiz hayvancılıktır, burası hayvanımızın merasıdır. Biz ‘Gelmeyin’ diyoruz, onlar ikide bir gelip bizi zorluyorlar, tehdit ediyorlar, her şeyi yapıyorlar. Haksızlık yapıyorlar bize. Devletin bunlara izin vermemesi lazım. Neden? Yani burası maden sahasıdır, tamam, devlet ‘Burada maden var’ diyor çıkarıyor. Ama bu güneş enerjisini başka bir yere kursunlar, burada olmasa olmaz mı? Köylü izin vermiyor. Herkesin hayvanı var, geçimi hayvancılıktır. Orada altı ay hayvan otlatıyoruz. Şimdi bir yer maden sahası, diğer yer tarladır biliyorsunuz, ekili alandır. Geriye kalan tek boş yer orasıdır. Altı ay hayvanlarımızı orada otlatıyoruz. Orası da giderse biz bu hayvanları satacağız ve köyde geçim olmuyor yoksa göç edeceğiz. Mardin AK Partililer de arkamızda durmuyor. ‘Yahu durum böyledir, bu insanlar mağdurdur’ demiyorlar. Bizim mağduriyetimizi hiç hesaba katmıyorlar.” ifadelerine yer verdi.

“ÇİFTÇİLİK BİTTİ, HAYVANCILIK DA BİTERSE BU HALK NE YAPACAK?”

Köyün 2 bine yakın nüfusu olduğunu ve tarımın maden şirketleri eliyle bitirildiğini aktaran Burhan Erdin de tepkisini şu sözlerle dile getirdi: “Köyde yaşadığımız problem şudur: Köyün nüfusu hemen hemen 2 bine yakın. Bu 2 bin nüfuslu köyün geçimi bir taraftan tarla yani çiftçilik, diğer taraftan hayvancılıktır. Çiftçiliği sağ olsun Cengiz Holding, Eti Bakır bitirdi; o bitti zaten. Geriye hayvancılık kaldı. Bu hayvancılık için de tutturmuşlar ‘Biz oraya güneş enerjisi, panel kurduracağız.’ O taraf da gitse bu köy halkı ne yapacak?

Bundan sonra geçim derdi nasıl olacak? Bu mera kime aittir? Bu köye aittir. Dedim ya, Cengiz Bey sağ olsun tarlayı aldı, çiftçiliği bitirdi bu köyde. Bu mera da giderse hayvancılık da biter. Peki bu çocuklar, bu köyün halkı geçimini nasıl sağlayacak? Ne olacak? Bunların arkasından gelen güç kimdir veya bunlara destek veren kimdir? Alttan alta millete sopa göstermesinler. Hele hele bu köye o sopayı hiç göstermesinler. Bu köy, benim bildiğim kadarıyla Osmanlı zamanından beri, 500 senedir köydür. 50 senedir jandarmayla, komandoyla devletin yanında çalışan bir köydür. Herkes haddini bilsin. Malımızdır; eğer meraysa bizimdir, bu köyündür, kimse kusura bakmasın. Ormansa orman da bizimdir. Biz onu da biliyoruz, gereken yerlere başvuracağız. Herkes üstüne düşen görevini yapsın. Bırakmıyoruz kardeşim. Çocuklarımız var, hayvanlarımız var, mallarımız var. Köy bizimdir, toprak bizimdir, taş bizimdir. Dün bir karakol komutanı gelmiş, bağıra çağıra ‘Bu kadınları, bu çocukları alın buradan’ diyor. Senin görevin nedir? Senin görevin milleti korumaktır. Burada bir kargaşa yok, bir yaralama yok; ona göre müdahale etsin. Git Suriye’den gelen göçmenler gibi bir kamp yap, milleti tık o kampa, kapıyı kilitle, ondan sonra istediğin yere vur git. Yoksa sen vuramazsın. Adam Adana’dan gelmiş, ‘Bak ben Adanalıyım’ diyor. Sen kimsin? Adanalıysan senin Mardin’de ne işin var? Ben ‘Mardinliyim’ demiyorum, ben ‘Bu Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyım’ diyorum. Bu toprak bizimdir, sahip çıkacağız, vermeyeceğiz. Gücümüz bundan sonra budur. İsteyen gelsin, bakarız.” açıklamasında bulundu.

“DEVLETE KARŞI DEĞİLİZ, MÜCADELEMİZ EKMEK İÇİN”

Devlete karşı olmadıklarının, sadece ekmek ve yaşam alanı mücadelesi verdiklerinin altını çizen Feyzi Numanoğlu ise, “Bizim toprağımızı elimizden alıyorlar. Bizim meramız, hayvanlarımızı otlatacak yerimiz kalmıyor, onun için biz mücadele ediyoruz. Yani biz devletimize karşı değiliz. Bizim hayvancılığımız ve mağdur olduğumuz için mücadele veriyoruz. Etibank bu tarafı almış, demir yolu diğer tarafı almış, geriye kalan bu alanı da alırlarsa bu köyde çok hepimiz mağdur kalacağız. Davamız budur kızım. Perişan kalmışız. Davamız ve mücadelemiz budur.” diyerek mağduriyetlerini aktardı.

Bölgede eylemlerini sürdüren diğer mahalle sakinleri de geçmişte 9 bin dönüm arazilerinin ellerinden alındığını hatırlatarak, “Ama şimdi bu panel için bize zorla diyorlar ki ‘Biz gelip buraya el koyacağız.’ Biz vermiyoruz. Burada yüz haneden fazlayız, hepimizin başını kesseler de biz müsaade etmeyiz. Karakol da geliyor, ayağını basıyor, ‘Biz zorla alıyoruz’ diyor. Biz vermiyoruz, müsaade etmedik, etmiyoruz.” diyerek kararlılıklarının altını çizdi.

By Gülten AKGÜL

Kurucu ve Genel Yayın Editörü Gülten Akgül, AlbirHaber'in kurucusu ve genel yayın editörüdür. Mardin başta olmak üzere Türkiye gündemi, yerel yönetimler, ekonomi, spor, sağlık ve yaşam alanlarında güncel gelişmeleri takip etmektedir. Doğruluk, tarafsızlık, şeffaflık ve kamu yararı ilkelerini esas alan habercilik anlayışıyla güvenilir ve teyit edilmiş içerikler üretmektedir.